<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Öğrenci Muhalefeti : Başka Bir Üniversite, Başka Bir Dünya Mümkün!</title>
	<atom:link href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org</link>
	<description>Başka Bir Üniversite, Başka Bir Dünya Mümkün!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Apr 2012 17:42:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Şeyma Özcan Tahliye Edildi</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/30/seyma-ozcan-tahliye-edildi/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/30/seyma-ozcan-tahliye-edildi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 17:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=685</guid>
		<description><![CDATA[Şeyma Özcan, 6 Aralık 2011&#8242;de kaldığı öğrenci evine baskın yapılarak gözaltına alıdı. 9 Aralık 2011 günü görülen ilk duruşmada, &#8220;terör&#8221; örgütü üyesi olmakla suçlandı ve tutuklandı. İddiaya yönelik tek delil, yasal bir gazetede staj yapmak için, Devrimci Karargah soruşturmasında gözaltına alınıp serbest bırakılan bir avukatı telefonundan aramaktı. Şeyma Özcan, bugün görülen Devrimci Karargah Davası&#8217;nın 5. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/fft5_mf874578.jpeg"><img src="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/fft5_mf874578.jpeg" alt="" title="fft5_mf874578" width="400" height="267" class="alignnone size-full wp-image-686" /></a></p>
<p>Şeyma Özcan, 6 Aralık 2011&#8242;de kaldığı öğrenci evine baskın yapılarak gözaltına alıdı. 9 Aralık 2011 günü görülen ilk duruşmada, &#8220;terör&#8221; örgütü üyesi olmakla suçlandı ve tutuklandı. İddiaya yönelik tek delil, yasal bir gazetede staj yapmak için, Devrimci Karargah soruşturmasında gözaltına alınıp serbest bırakılan bir avukatı telefonundan aramaktı.</p>
<p>Şeyma Özcan, bugün görülen Devrimci Karargah Davası&#8217;nın 5. duruşmasında tahliye edildi. Diğer isimlerse şöyle, İbrahim Turgut, Baha Okar, Semih Aydın, Nejdet Kılıç, Gülseren Poyraz, Benay Can ve Umur Sayadal.</p>
<p>Tüm Siyasi Tutsaklar özgür kalıncaya dek, okullarda, sokaklarda, mahkeme önlerinde karşınızda olacağız!</p>
<p><strong>Öğrenci Muhalefeti</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/30/seyma-ozcan-tahliye-edildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bu Suçlamalar Trajikomik&#8221;</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/bu-suclamalar-trajikomik/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/bu-suclamalar-trajikomik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 12:47:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=669</guid>
		<description><![CDATA[Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Bingöl Milletvekili İdris Baluken bugün saat 14.00&#8242;te Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında tutuklanan ve soruşturmaya tabi tutulan öğrencilerin durumuna dikkat çekmek için 24 Nisan&#8217;da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;e gönderdiği mektubu okudu. Baluken &#8220;Bu ülkede parasız eğitim isteyen, anadilde eğitim isteyen, inanç özgürlüğü kapsamında kimliğini reddetmeden eğitim görmek isteyen, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/501-2601.jpg"><img src="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/501-2601.jpg" alt="" title="501-260" width="501" height="260" class="alignnone size-full wp-image-681" /></a></p>
<p>Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Bingöl Milletvekili İdris Baluken bugün saat 14.00&#8242;te Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında tutuklanan ve soruşturmaya tabi tutulan öğrencilerin durumuna dikkat çekmek için 24 Nisan&#8217;da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;e gönderdiği mektubu okudu.</p>
<p>Baluken &#8220;Bu ülkede parasız eğitim isteyen, anadilde eğitim isteyen, inanç özgürlüğü kapsamında kimliğini reddetmeden eğitim görmek isteyen, başörtüsüyle derslere girmek isteyen, bilimsel müfredatı sakal, bıyık tartışmalarından kurtarmak isteyen öğrencilerin taleplerini ve tepkilerini dile getirme hakları yok mu sayılmak istenmektedir&#8221; diye sordu ve Cumhurbaşkanı&#8217;ndan öğrencilerin ve akademinin sorunlarına duyarlı olmasını istedi.<br />
<span id="more-669"></span><br />
Tutuklanan ve soruşturmaya tabi tutulan öğrencilerin eğitim ve öğretim haklarının elinden alındığına dikkat çeken Baluken, öğrencilere isnat edilen suçların trajikomik nitelikler taşıdığını dile getirdi.</p>
<p>Baluken mektubunda Bingöl Üniversitesi&#8217;nde yaşananları örnek olarak gösterdi: &#8220;Seçim bölgem olan Bingöl&#8217;de, Bingöl Üniversitesi&#8217;nden 76 öğrenci okuldan uzaklaştırma cezası aldı. Uzaklaştırma cezasına gerekçe; kendileri gibi bir üniversite öğrencisi olan Aydın Erdem&#8217;in öldürülüşünü, Anayasa&#8217;nın 34. maddesine dayanarak, üniversite sınırları dışında bir basın açıklaması ile protesto etmeleri olarak, kendilerine tebliğ edildi. En demokratik ve vicdani haklarını kullanmalarına karşın hukuka, etiğe ve akademinin tarihsel ilkelerine aykırı bir şekilde, üniversite rektörlüğünce eğitim ve öğretim hayatları kesintiye uğrayacak şekilde üniversiteden uzaklaştırıldılar.&#8221;</p>
<p>Türkiye hafızasının yakın belleğinin muhtıralar sahibi generallerin talimatlarını üniversitelerde uygulayan rektörlerle dolu olduğunu belirten Baluken mektubunda şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>&#8220;Rektör tayinlerini ve dolayısıyla üniversite yönetimlerini belirleyen son makam olmanız hasebiyle, üniversite yönetimlerinden kaynaklanan sorunlar konusunda, toplumsal beklentilerimizin takipçisi olma sorumluluğunuzun olduğu kanaatindeyim.</p>
<p>Ne yazık ki dün askeri vesayete selam duran rektör profilleri, bugün de siyasi iktidarı elinde bulunduran, konjoktürel güce selam durmaktadırlar. Bu yaklaşımın güce göre pozisyon alması, rüzgârın yönüne göre konumlanması, özgür, özerk, demokratik üniversite beklentimizi ötelemekten başka hiçbir işe yaramadığı düşüncemi belirtmek isterim.</p>
<p>Tüm bu belirttiğim hususlardan hareketle; üniversite rektörlüğü atamalarını yapan makamınızın mevcut olumsuzluklara dur deme şansına sahip olduğu inancımı yinelemek isterim.&#8221;</p>
<p><strong>Bianet</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/bu-suclamalar-trajikomik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenciler Harç Zamlarına Karşı Polisle Çatıştı</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/ogrenciler-harc-zamlarina-karsi-polisle-catisti/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/ogrenciler-harc-zamlarina-karsi-polisle-catisti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 12:44:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=668</guid>
		<description><![CDATA[Kanada&#8217;da öğrenciler harçlara zam yapılması üzerine sokağa çıktı. Binlerce öğrencinin katıldığı eyleme saldıran polis 85 öğrenciyi gözaltına aldı. Quebec bölgesel yönetimi ve öğrenci grupları arasında yapılan görüşmelerden bir gün sonra şehir merkezine akın eden öğrenciler, yıllık harç tutarının 375 dolar arttırılmasına öfkeli. Öğrencilerin dağılmayı reddetmesi üzerine saldıran polis, gaz bombası ve cop kullandı. Ancak polisin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/etha-20120427-kanada-00_ext.jpg"><img src="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/etha-20120427-kanada-00_ext.jpg" alt="" title="etha-20120427-kanada-00_ext" width="400" height="225" class="alignnone size-full wp-image-674" /></a></p>
<p>Kanada&#8217;da öğrenciler harçlara zam yapılması üzerine sokağa çıktı. Binlerce öğrencinin katıldığı eyleme saldıran polis 85 öğrenciyi gözaltına aldı.</p>
<p>Quebec bölgesel yönetimi ve öğrenci grupları arasında yapılan görüşmelerden bir gün sonra şehir merkezine akın eden öğrenciler, yıllık harç tutarının 375 dolar arttırılmasına öfkeli.</p>
<p>Öğrencilerin dağılmayı reddetmesi üzerine saldıran polis, gaz bombası ve cop kullandı. Ancak polisin saldırısına karşı öğrenciler dağılmadı.</p>
<p>Harçlara yapılan zamlarla 2017&#8242;ye kadar öğrenciler yıllık en az bin 875 dolar öğrenim harcı yatıracak.</p>
<p>Görüşmelere bugün yeniden başlanacağını belirten bölgesel yönetime karşı öğrenciler, indirim olmadığı için görüşmelere katılmanın bir anlamı olmadığını belirtiyor.</p>
<p><strong>Etha</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/ogrenciler-harc-zamlarina-karsi-polisle-catisti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ülkücü Saldırıya Kitlesel Yanıt</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/ulkucu-saldiriya-kitlesel-yanit/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/ulkucu-saldiriya-kitlesel-yanit/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 12:42:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=667</guid>
		<description><![CDATA[Marmara Üniversitesi&#8217;nde üç gün önce başlayan ülkücü saldırılar, bugün gerçekleştirilen kitlesel eylemle protesto edildi. Üniversite öğrencileri, Göztepe Kampüsü önünde açıklama yaptı, ardından yolu trafiğe kapatarak Kadıköy Altıyol&#8217;a kadar yürüdü. Öğrenciler, artan saldırılardan rektörü sorumlu tuttu, 1 Mayıs öncesi yaşanan saldırıların kendilerini yıldıramayacağını belirtti. Fakülte önünde “Satır, gaz, cop dışarı; bilim, öğrenci içeri”, “Marmara goşistan; ji [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/etha-20120427-marmara-07_display.jpg"><img src="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/etha-20120427-marmara-07_display.jpg" alt="" title="etha-20120427-marmara-07_display" width="400" height="269" class="alignnone size-full wp-image-670" /></a></p>
<p> Marmara Üniversitesi&#8217;nde üç gün önce başlayan ülkücü saldırılar, bugün gerçekleştirilen kitlesel eylemle protesto edildi. Üniversite öğrencileri, Göztepe Kampüsü önünde açıklama yaptı, ardından yolu trafiğe kapatarak Kadıköy Altıyol&#8217;a kadar yürüdü. Öğrenciler, artan saldırılardan rektörü sorumlu tuttu, 1 Mayıs öncesi yaşanan saldırıların kendilerini yıldıramayacağını belirtti.</p>
<p>Fakülte önünde “Satır, gaz, cop dışarı; bilim, öğrenci içeri”, “Marmara goşistan; ji bo faşistan”, “Marmara Satır Üniversitesi” yazılı pankartlar açan öğrenciler, “Göztepe faşizme mezar olacak”, “Türkeş&#8217;in itleri yıldıramaz bizleri”, “Satır dışarı, bilim içeri”, “Yaşasın devrimci dayanışma”, “Yaşasın 1 Mayıs, bıji yek gulan” şeklinde sloganlar attı. Öğrencilere TTB Merkez Konseyi Üyesi Hüseyin Demirdizen, Eğitim-Sen İstanbul 2 Nolu Şube Başkanı Hamdi Çalık&#8217;ın da aralarında bulunduğu kurum temsilcileri destek verdi.<br />
<span id="more-667"></span><br />
<strong>&#8216;Saldırılardan Rektör de Sorumlu&#8217;</strong></p>
<p>Burada basın açıklaması yapan üniversite öğrencisi Hacer Korkmaz, saldırıların, rektorlük tarafından 24 Nisan&#8217;da Alparslan Türkeş&#8217;i anma etkinliklerine izin vermesiyle başladığını söyledi. Ülkücülerin dağıttıkları bildirileri almayan öğrencilere saldırılar yapıldığını söyleyen Korkmaz, bunun üzerine rektörlükle göreşmek istediklerini ancak bunun polis ve ÖGB tarafından engellendiğini belirtti. Rektörlükle görüşme talebi için bekledikleri sırada soda şişeleriyle ülkücülerin saldırısına uğradıklarını ifade eden Korkmaz, “Faşistlerin soda şişelerini üniversitelilere attıkları kütüphanenin açık alanına sadece rektörlük içerisinden geçişin olması, üniversite yönetiminin sağladığı desteğin boyutlarını göz önüne sermektedir” dedi.</p>
<p>“Üniversitelilerden kaçan Marmara Üniversitesi Rektörü Zafer Gül&#8217;ün de bu saldırılarda sorumluluğu olduğunu kamuoyuna bildiriyoruz” diye konuşan Korkmaz, “Alparslan Türkeş&#8217;in ölüm yıl dönümü 4 Nisan olmasına rağmen 21 gün sonra anma etkinliğine izin verilmesi, provokasyon amaçlıdır. Yaklaşan 1 Mayıs&#8217;a öğrencilerin katılımını engelleme amaçlıdır. Bu amaçlarına ulaşamayacaklar” şeklinde konuştu.</p>
<p>Eğitim-Sen 6 Nolu Üniversiteler Şubesi adına yapılan açıklamada, Marmara Üniversitesi&#8217;nin bilimsel ve demokratik eğitim kurumu olmaktan çıktığı vurgulandı.</p>
<p><strong>Ülkücü Provokasyon</strong></p>
<p>Açıklamaların ardından öğrenciler, pankart ve dövizler açarak, Kadıköy&#8217;e doğru yürüyüşe geçti. Minibüs yolunun zaman zaman tamamını, zaman zaman bir şeridini trafiğe kapatan öğrencilerin sayısı, yürüyüş boyunca artarak 250&#8242;yi aştı. Kitle Ziverbey durağına ulaştığında, ara sokaklardan çıkan bir grup, bozkurt işaretleri yaparak provokasyon yaratmaya çalıştı. Üniversite öğrencilerinin karşılık vermesi üzerine ülkücüler ara sokaklara kaçtı.</p>
<p>Öğrenciler, Çav Bella, Gündoğdu marşlarını söyleyerek yürüyüşlerine devam etti. Polis, kitlenin geçişi sırasında AKP ve MHP Kadıköy ilçe binaları önünde yoğun önlemler aldı. Eylem, Altıyol Boğa heykeli önünde yapılan açıklamayla sona erdi.</p>
<p><strong>Etha</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/ulkucu-saldiriya-kitlesel-yanit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seçmeli Görünümlü Zorunlu</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/662/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/662/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 12:31:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=662</guid>
		<description><![CDATA[Ankara’da okullara dağıtılan formlarda velilerden ‘Kur&#8217;an- ı Kerim’, ‘Hazreti Peygamberimizin hayatı’ ve ‘Kur&#8217;an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin hayatı’ dersleri arasında tercih yapmaları isteniyor. Şıklarda ‘Kararsızım’ seçeneği var ama ‘İstemiyorum’ seçeneği yok. Formlarda veli ve öğrencilerin isimlerine de yer verilmesi ise velilerde ‘fişleniyoruz’ endişesine yol açıyor. Seçmeli Kur&#8217;an ve Peygamber’in yaşamı dersleriyle ilgili uygulama henüz başlamadan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/1335518799.jpg"><img src="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/1335518799.jpg" alt="" title="1335518799" width="400" height="300" class="alignnone size-full wp-image-663" /></a></p>
<p>Ankara’da okullara dağıtılan formlarda velilerden ‘Kur&#8217;an- ı Kerim’, ‘Hazreti Peygamberimizin hayatı’ ve ‘Kur&#8217;an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin hayatı’ dersleri arasında tercih yapmaları isteniyor. Şıklarda ‘Kararsızım’ seçeneği var ama ‘İstemiyorum’ seçeneği yok. Formlarda veli ve öğrencilerin isimlerine de yer verilmesi ise velilerde ‘fişleniyoruz’ endişesine yol açıyor.</p>
<p>Seçmeli Kur&#8217;an ve Peygamber’in yaşamı dersleriyle ilgili uygulama henüz başlamadan, dersler adeta “zorunlu” hale geldi. </p>
<p>Ankara’nın Pursaklar ilçesinde okullara dağıtılan formlarda veli ve öğrencilerden “Kur&#8217;an-ı Kerim”, “Hazreti Peygamberimizin hayatı”, “Kur&#8217;an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin hayatı” ile “Kararsızım” seçeneklerinden birini işaretlemeleri istendi. Buna karşın “İstemiyorum” şıkkı, seçenekler arasında yer almadı. </p>
<p>Kamuoyunda yoğun tartışmaların ardından yürürlüğe giren 4+4+4 yasasının ardından seçmeli ders olarak müfredata giren “Kuran” ve “Peygamberin hayatı” dersleri, uygulamanın başlamasına aylar olmasına karşın okulların en önemli gündem maddelerinden birisi haline geldi.<br />
 <span id="more-662"></span><br />
Ankara’daki ilköğretim okullarının bazılarında şimdiden “seçmeli formu” dağıtılmaya başlandı. Bu kapsamda, Ankara Pursaklar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullarda velilere dağıtılan formlarda bu iki derse ilişkin 4 seçenek sunuldu. Formda velilerden “Kur&#8217;an-ı Kerim”, “Hazreti Peygamberimizin hayatı”, “Kur&#8217;an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin hayatı” ile “Kararsızım” şıklarından birini işaretlemeleri istendi. </p>
<p>Formda “İstemiyorum” seçeneğinin yer almaması ise bu dersleri çocuklarına aldırmak istemeyen velilerin “üzerimizde psikolojik baskı oluşturuyor” eleştirilerine yol açtı.</p>
<p>Pursaklak Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Ali Özen, uygulamayla ilgili sorularımızı yanıtlarken, “Biliyorsunuz bu yasa çıktı. Biz burada gelecek yıl için birden zor durumda kalmamak amacıyla kaç öğretmene ihtiyacımız var, nasıl zorluklar çıkar, nasıl tedbirler alırız diye böyle bir çalışma yaptık” dedi. Formlarda isim talep etmediklerini, ancak bazı velilerin ya da öğrencilerin isimlerini yazmış olabileceklerini ifade eden Özen, “Diğer seçmeli dersler için de böyle bir uygulama yapıyor musunuz” sorusuna ise “Onlarla ilgili kararı okul müdürleri veriyor. Onlarla ilgili bir form dağıtmıyoruz” yanıtını verdi.</p>
<p>Form değil, fişleme!<br />
Özen’in “formlarda isim istemedik” açıklamasına karşın dağıtılan anket formlarında öğrenci ve velilerin isimleri de isteniyor. Formun alt köşesinde, “Öğrencinin adı, sınıfı ve numarası” ile “velinin adı, soyadı ve imzası” talep ediliyor.</p>
<p><strong>&#8216;Hukuki süreci başlatacağız&#8217;</strong> </p>
<p>Zorunlu seçmeli ders dayatması ve yönetmelikler düzenlenmeden yapılan bu uygulama ise eğitimciler tarafından tepkiyle karşılandı.</p>
<p><strong>‘Velilerin iradesine bakılmayacak’</strong></p>
<p>Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik, yeni eğitim yasasında din derslerinin de yasa kapsamına alındığını belirterek, şimdi ise sıranın bu yasaya göre yönetmelik değişiklikleri yapılmasına geldiğini belirtti. Bozgeyik, “Bu örnekteki okulda ise yönetmelik düzenlemeleri yapılmadan, keyfi bir uygulamaya gidilmiştir. Biz zaten yönetmelik sürecini hukuksal olarak takip ediyoruz. Herhangi bir problemli kısımda bununla ilgili hukuki süreci başlatacağız” dedi.  </p>
<p>4+ 4+ 4 olarak eğitimin kademelendirildiği yasaya göre zaten ikinci dört yıldan itibaren seçmeli derslerin öğrencilere sunulacağını kaydeden Bozgeyik, “Fakat bu  derslerin nasıl belirleneceği şu anda bilinmiyor” dedi. Pursaklar’daki örneğin öğretmenler ve öğrenciler üzerindeki baskıyı göstermesi açısından önemli olduğunun altını çizen Bozgeyik, “Böylelikle çıkacak olan yönetmeliklerle öğrencilerin ve velilerin iradesinin çok da dikkate alınmayacağı görülüyor. Bu uygulama derhal kaldırılmalıdır. Hukuki açıdan uygun değildir” dedi.</p>
<p><strong>‘Dayatmalara karşıyız’</strong></p>
<p>Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Dengiz Sönmez ise devletin bu iki dersi de kapsayacak şekilde bir müfredat hazırlığı içinde olduğuna dikkat çekti. “Bunların öğrenci ve derslik ihtiyacını belirlemek için yapıldığı söylense de işin aslı öyle değil. Aslında seçmeli dersler dini içerikli olarak yönlendiriliyor” dedi.</p>
<p>Öğrencilerin diğer dersleri de seçseler de öğretmen olmadığı için bu derslere yönlendirileceğini, atamaların da din derslerine göre yapılacağını kaydeden Sönmez, “Seçmeli dersler zorunlu olarak dayatılacak” dedi. Sönmez, Eğitim Sen olarak inançlara saygılı olduklarını ve bunun için de zorunlu din derslerine karşı olduklarını dile getirdi.</p>
<p><strong>‘Dersler bu şekilde belirlenemez’</strong></p>
<p>Eğitim Sen 1 No’lu Şube Başkanı ve aynı zamanda KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü olan Doğan Kaya, Kur’an-ı Kerim ve Peygamberin Hayatı derslerinin bu şekilde zorunlu hale getirildiğini vurguladı. Derslikler ve seçmeli derslerin böyle belirlenemeyeceğini ifade eden Kaya, diğer seçmeli derslerin de öğrencilere sunulması gerektiğine dikkat çekti. Bu tip uygulamalarla bu derslerin zorunlu hale getirildiğini ifade eden Kaya, “bu sanki başka ders yokmuş gibi yönlendirmek anlamına gelir. Temel amaç ise Peygamberin hayatı ve Kur’an-ı Kerim derslerini zorunlu hale getirmektir” dedi.</p>
<p><strong>Birgun</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/662/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrencilerin Formasyon İsyanı</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/ogrencilerin-formasyon-isyani/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/ogrencilerin-formasyon-isyani/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 12:29:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=658</guid>
		<description><![CDATA[Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Fen Edebiyat Fakültesi’nin formasyon programını öğretmen fazlasını gerekçe göstererek durdurdu. YÖK’ün bu kararına Mersin ve İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden tepki geldi. İstanbul Üniversitesi öğrencileri, ana kampüsü girişi önünde iki yüz bine yakın FEF öğrencisini hiçe sayan bu kararı protesto ettiler. İstanbul Üniversitesi FEF Öğrencileri adına konuşan Dilan Taşkın, YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/1335528022.jpg"><img src="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/1335528022.jpg" alt="" title="1335528022" width="400" height="300" class="alignnone size-full wp-image-659" /></a></p>
<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Fen Edebiyat Fakültesi’nin formasyon programını öğretmen fazlasını gerekçe göstererek durdurdu. YÖK’ün bu kararına Mersin ve İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden tepki geldi.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi öğrencileri, ana kampüsü girişi önünde iki yüz bine yakın FEF öğrencisini hiçe sayan bu kararı protesto ettiler. İstanbul Üniversitesi FEF Öğrencileri adına konuşan Dilan Taşkın, YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın ataması yapılmayan öğretmenler sorununu bahane ederek yeni sorunlar yarattıklarını belirtti. Taşkın,  YÖK ve MEB’in  “Fen-Edebiyat Fakülteleri çok kalabalık. Öğretmenleri yalnızca eğitim fakülteleri yetiştirecek,” cevabını tatmin edici bulmadıklarını açıkladı. “Böbürlenerek anlattığınız her ile üniversite açılmasını şimdi neden bir sorun olarak önümüze koyuyorsunuz?” diyen Taşkın, kararın geri çekilmediği sürece eylemlerine devam edeceklerini söyledi.<br />
<span id="more-658"></span><br />
<strong>&#8216;Dersleri Boykot Edeceğiz&#8217;</strong></p>
<p>Çiftlikköy Yerleşkesi Fen Edebiyat Fakültesi önünde bir araya gelen Mersin Üniversitesi öğrencileri ellerinde; &#8220;Fen Edebiyat sermayeye peşkeş çekilemez&#8221;, &#8220;İmam açığını değil öğretmen açığını kapatın&#8221; yazılı dövizler taşıyarak Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdüler. Burada Fen Edebiyat Fakültesi öğrencileri adına bir açıklama yapan Sevgi Kılıç, &#8220;Fen Edebiyat Fakülteleri 1932’den beri öğretmen ihtiyacını karşılarken ve hala öğretmen açığı devam ederken neden formasyon kaldırılıyor&#8221; diye sordu.</p>
<p>Fen Edebiyat Fakültelerini Kimyager, Biyolog, Felsefeci olmanın yanı sıra öğretmen olmak için de tercih ettiklerini ifade eden Kılıç, &#8220;Bizler tercih kılavuzlarında formasyon alınabildiği için bu bölümleri seçen öğrencileriz. YÖK gözle görülür bu çarpıklığı düzelteceğine neden öğrencilerin aleyhine bir karar alıp faturayı öğrencilere kesiyor&#8221; dedi.<br />
Fen Edebiyat Fakülteleri hakkında alınan kararı tanımadıklarını ifade eden Kılıç, kendilerine karar sürecinde söz verilmediğini ve haklarını almak için mücadele edeceklerini söyledi. Fen Edebiyat Fakültesi mezunlarına kendi alanlarında istihdam yaratılmadığını da ifade etti. Eylemlerinin burada son bulmadığını eğer geri adım atılmazsa dersleri boykota sürükleyeceklerini söyledi. Açıklamanın ardından yaklaşık 30 dakikalık oturma eylemi yapıldı ve eylem sonlandırıldı.</p>
<p><strong>Sezai Korkmaz- Alp Kadıoğlu<br />
Birgün Gazetesi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/27/ogrencilerin-formasyon-isyani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Her İki Çocuktan Biri Çalışıyor</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/23/turkiyede-her-iki-cocuktan-biri-calisiyor/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/23/turkiyede-her-iki-cocuktan-biri-calisiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 11:45:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[DİSK-AR’ın araştırmasınsa göre, Türkiye&#8217;de 5-17 yaş arası toplam çalışan çocukların oranı yüzde 49&#8242;a ulaştı. Araştırmaya göre sanayide çalışan çocuk sayısı artıyor. 4+4+4 kademeli eğitimi sistemi de çocuk işçiliği yaygınlaştıracak. DİSK-AR , 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;nda çocuk işçiliğinin Türkiye&#8217;de ulaştığı tabloyu göstermek amacıyla bir araştırma hazırladı. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü&#8217;nün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/1335178097.jpg"><img src="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/1335178097-300x225.jpg" alt="" title="1335178097" width="300" height="225" class="alignnone size-medium wp-image-655" /></a></p>
<p>DİSK-AR’ın araştırmasınsa göre, Türkiye&#8217;de 5-17 yaş arası toplam çalışan çocukların oranı yüzde 49&#8242;a ulaştı. Araştırmaya göre sanayide çalışan çocuk sayısı artıyor. 4+4+4 kademeli eğitimi sistemi de çocuk işçiliği yaygınlaştıracak.</p>
<p>DİSK-AR , 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8217;nda çocuk işçiliğinin Türkiye&#8217;de ulaştığı tabloyu göstermek amacıyla bir araştırma hazırladı. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü&#8217;nün (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu Çocuk İşçiliği İstatistikleri 1994, 1999, 2007 ve Uluslararası Çalışma Örgütü ILO 2000-2004 ve 2004-2008 eğilim araştırması sonuçlarını kullanarak yaptığı hesaplamaya göre, ev içi çalışan çocuk sayısındaki devasa artış çocuk emeğinin azalmadığını aksine ev içine çekilerek artışını sürdürdüğünü ortaya koydu. Diğer yandan en kötü şartlarda çalışan çocukların, toplam çocuk istihdamındaki payı arttı. Çocuk istihdamındaki düşüş bir önceki döneme göre hız kesti.<br />
<span id="more-654"></span><br />
<strong>Dünyada Çalışan Çocuk Sayısı 306 Milyon<br />
</strong><br />
Dünya&#8217;da her 5 çocuktan birinin çalışmak zorunda bırakıldığına dikkat çekilen araştırmada, dünya genelinde 2008 yılı itibari ile 5-17 yaş arasındaki çocuk sayısının 1 milyar 586 milyon iken çalışan çocuk sayısının 306 milyon düzeyinde olduğu belirtildi. Söz konusu sayı 2004 yılına göre sadece 17 milyon daha az. Ancak bu azalma tüm gruplar için geçerli değil. Örneğin 5-14 yaş grubu için çocuk istihdamı 2004-2008 yılları arasında 196 milyondan 176 milyona gerilerken, aynı süre zarfında 15-17 yaş çocuklar için istihdam 2 milyon artarak 127 milyondan, 129 milyona çıktı. Erkek çocuklarda bu oran kız çocuklarına göre 4.5 puan fazla olarak gerçekleşti. Buna göre 15-17 yaşındaki her 100 erkek çocuktan 16&#8242;sı istihdamda sayıldı. Toplamda ise 5-17 yaş arasındaki her 5 çocuktan biri ise istihdamda görünüyor.</p>
<p>DİSK-AR&#8217;ın araştırmasına göre, TÜİK tarafından açıklanan rakamlar baz alındığında Türkiye&#8217;de istihdamdaki çocuk işçiliğinin azaltılması yolunda kaydedilen aşama aynı dönem için dünya genelindeki eğilimlerle benzerlik taşıyor. 1999-2006 yılları arasında istihdam edilen çocuk sayısı 2 milyon 270 binden, 958 bin düzeyine düştü. Diğer yandan Türkiye&#8217;nin istihdamdaki çocuk işçiliği ile mücadelede ivmesini kaybettiğine dikkat çekilen açıklamada, 1994-1999 yılları arasında istihdamdan çekilen çocuk işçi sayısının yıllık ortalamada 128 bin iken, 1999-2006 yılları arasında yıllık ortalama 74 bin olarak gerçekleştiği belirtildi.</p>
<p><strong>5-17 Yaş Arası Çalışan Çocuk Oranı Yüzde 49 Oldu<br />
</strong><br />
Türkiye açısından bir başka çarpıcı veri ise ev işlerinde çalışan çocukların sayısındaki olağanüstü artış. İstihdam içinde değerlendirilmeyen ev işlerinde çalışan çocukların sayısı 1999 yılında 4 milyon 447 bin iken, 2006 yılında bu sayı 7 milyona ulaştı. Böylelikle 5-17 yaş arası toplam çalışan çocukların oranı yüzde 49 oldu.</p>
<p><strong>Sanayide Çalışan Çocukların Oranı Artıyor</strong></p>
<p>Çocuk emeği ev içine kayarken, çalışma yaşamındaki çocuk istihdamı tarımdaki çözülmeye bağlı olarak sanayi ve ticaret alanlarına yöneliyor. Çocuk istihdamında sanayiinin payı 1994&#8242;de yüzde 16 iken bu oran 2006 yılında yüzde 28&#8242;e yükseldi. 6-14 yaş grubu için bu oran yüzde 16. Ticaretin payı ise yüzde 8&#8242;den yüzde 22&#8242;ye çıktı. Tarımdaki istihdam oranı ise yüzde 67&#8242;den yüzde 41&#8242;e geriledi.</p>
<p><strong>4+4+4 Çocuk İşçiliğini Yaygınlaştıracak<br />
</strong><br />
Araştırmada, geçtiğimiz günlerde yasalaşan 4+4+4 yasası ile zorunlu ilköğretim yaşının 6-13 yaş aralığına çekildiği belirtilerek, &#8220;Bu durumda ortaokulun bitiş yaşı çocuk işçilik yaşını fiilen 13&#8242;e düşürecek. Bunun olumsuz sonuçları yakın dönemde görülecektir&#8221; denildi. Araştırmanın sonuç kısmında şunlar kaydedildi: &#8220;Yine esneklik başlığı altında evden ve uzaktan çalışmayı yasal hale getirme çabası ev içinde çalışan 7 milyon çocuğu ilgilendiriyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;yi Avrupa&#8217;nın Çin&#8217;i, doğu illerini ise Türkiye&#8217;nin Çin&#8217;i yapma çabası, çocuk işçiliği açısından, çıraklık, stajyerlik gibi uygulamalar ile kuralsızlık, esneklik ve güvencesizlik ekseninde ağır sonuçlar yaratacaktır. İş kazalarında Çin ile rekabet eden Türkiye, şimdi de çocuk işçiliğinde Asya tipi bir modeli benimsemiş görünmektedir. Ucuz İstihdam Stratejisi bunun zeminini yaratma gayretinin ifadesidir.</p>
<p><strong>(emek dünyası)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/23/turkiyede-her-iki-cocuktan-biri-calisiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>23 Nisan Kimin Bayramı ve Neden Kutlamamalıyız!</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/23/23-nisan-kimin-bayrami-ve-neden-kutlamamaliyiz/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/23/23-nisan-kimin-bayrami-ve-neden-kutlamamaliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 11:41:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=647</guid>
		<description><![CDATA[23 Nisan &#8220;Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8221;; Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmesi sonucunda dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram olmasının &#8220;haklı&#8221; gururunu yaşatır her zaman. Oysa hem bu bayramın resmi oluşum süreci hem de 23 Nisan&#8217;ın arkasındaki ideoloji incelendiğinde, cumhuriyetin kuruluş yıllarından günümüze kadar oluşturulmaya çalışılan &#8220;çocukluk kategorisinin&#8221; bütün çocukları kapsamadığı gibi, aynı zamanda &#8220;cumhuriyetin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/DSC02109.jpg"><img src="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/DSC02109-1024x681.jpg" alt="" title="DSC02109" width="565" height="375" class="alignnone size-large wp-image-648" /></a></p>
<p>23 Nisan &#8220;Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8221;; Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmesi sonucunda dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram olmasının &#8220;haklı&#8221; gururunu yaşatır her zaman. Oysa hem bu bayramın resmi oluşum süreci hem de 23 Nisan&#8217;ın arkasındaki ideoloji incelendiğinde, cumhuriyetin kuruluş yıllarından günümüze kadar oluşturulmaya çalışılan &#8220;çocukluk kategorisinin&#8221; bütün çocukları kapsamadığı gibi, aynı zamanda &#8220;cumhuriyetin çocukları&#8221; kategorisine giremeyen pek çok çocuğun sorunlarını görünmez kılan bir işlev gördüğü de anlaşılacaktır.</p>
<p>23 Nisan&#8217;ın &#8220;Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8221; olarak kutlanmaya başlanmasının arkasında oldukça ilginç bir tarihsel süreç yer almaktadır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılışının birinci yılında, 1921&#8242;de kutlanmaya başlanan 23 Nisan Milli Bayramı, Himaye-i Etfal Cemiyeti&#8217;nin 1927 yılında ilan ettiği 23 Nisan Çocuk Bayramı&#8217;yla 1935&#8242;te Hakimiyet-i Milliye Bayramı&#8217;nın birleştirilmesiyle kutlanmaya başlanmıştır.<br />
<span id="more-647"></span><br />
Ancak bu bayramın günümüzdeki resmi adını kazanması, bayramın ideolojisinin açığa çıkarılması açısından önemli bir ipucu sağlamaktadır. Söz konusu bayrama &#8220;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&#8221; adını veren 1980 darbesi döneminin Milli Güvenlik Konseyi&#8217;dir.  Cumhuriyet döneminin ulusalcı hassasiyetleriyle çocuklara Kemalist ideolojinin sürdürülmesi şartıyla armağan edilen çocuk bayramının adını son koyan da bir cunta organizasyonu olmuştur. Neşe doluyor mu hâlâ insan?</p>
<p><strong>&#8220;İdeal Türk çocuğu&#8221;</strong></p>
<p>Bir ülkede çocuk bayramının varlığı, o ülkede çocuklara verilen değeri, çocuk hakları ihlallerine yönelik sıfır tolerans olduğunu ve çocukların kendi gelişimsel potansiyellerini harekete geçirebilecekleri koşullarda yaşadıklarının yekpare göstergesi olamaz elbette. Çocukluğun biyolojik değil, toplumsal bir kategori olduğu ve dolayısıyla farklı çocuklukların toplumsal bir inşa sürecinin sonucunda oluştuğu düşüncesi, modern bilimsel anlayış içinde yaygın biçimde kabul gören yaklaşımların başında gelmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de çocukluğun toplumsal inşası, tarihsel olarak cumhuriyetin kuruluş yıllarına denk düşmekte ve Türkiye&#8217;nin çocuklara yönelik paternalist politikaların altyapısını &#8220;millileştirilmiş çocukluk&#8221; kurgusu oluşturmaktadır. &#8220;Paternalist politikanın milli öznesi&#8221; olarak kurgulanan çocukluk kategorisi çerçevesinde hedeflenen &#8220;ideal Türk çocuğu&#8221; yetiştirme projesi yıllardır işletilmeye çalışılmaktadır.</p>
<p>Üstün olanın astına yönelik davranış biçimlerinin tümü olarak tanımlanabilecek olan paternalizmin temel olarak üç varsayımı bulunur: Çocukların güçsüz olduğu ve bu nedenle desteğe gereksinimi bulunduğu, çocukların rol ve sorumluluklarının anlayabileceği gelişim düzeyinde olmadığı ve çocukların cahil olması nedeniyle yetişkinlerin yönlendirmesine ihtiyaç duydukları yönündeki paternalist anlayış; çocukları ve aslında çocukluğu bir bütün olarak nesneleştirmekte ve yetişkinlerin tahakkümüne hapsetmektedir.</p>
<p><strong>Milliyetçi pratikler</strong></p>
<p>Bu paternalist anlayış temel olarak üç iddiasını toplumsal düzeyde kabul ettirerek yaygın biçimde benimsenmiştir. Çocukların politik özerklik için gerekli rasyonalite, bilgi ve deneyimden yoksun olduğu ve bu nedenle korunma gereksinimlerinin bulunduğu; çocukların olgunlaştıkça yetişkinlerin kendileri için aldıkları kararların doğruluğunu görecekleri ve onaylayacakları, yani çocukların mutlak olarak geleceğe yönelik bir rızalarının bulunduğu ve son olarak çocukların kendi hayatlarını kendi başlarına sürdürebilecek yeterliliğe sahip olmamaları ve bu nedenle yetişkinlere gereksinimleri bulunduğu iddiaları paternalist politikaların temel varsayımları olarak ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Cumhuriyet döneminde uygulanmaya başlanan paternalist politikalar pratiğe üç kanaldan aktarılmıştır: resmi yetkililerin sözlerinde, mevzuatta ve milliyetçi pratiklerde. Çocuklara bu dönemde üç kanaldan da çok sayıda rol ve sorumluluk yüklenmiş ve bu sorumlulukların başında ulusal aidiyet, ulusa bağlılık ve bu uğurda her türlü iç ve dış düşmanla savaşma çağrısı gelmektedir. Paternalist anlayışın bir sonucu olarak çocukların kamusal alandan dışlanarak özel alana hapsedilmesi ve varlık buldukları tek kamusal alan olan okulların da sıkı denetim ve gözetim altında tutulması, çocukların özgürleşmesinin önündeki temel sorunlardan birisini oluşturmuştur.</p>
<p>Cumhuriyet döneminde hız kazanan eğitimin millileştirilmesi projesi pek çok uygulamayı beraberinde getirmiştir: Eğitim müfredatı etnik ayrımcı öğelerle donatılmış; &#8220;Andımız&#8221;, &#8220;İstiklal Marşı Törenleri&#8221; oluşturulmuş, 23 Nisan başta olmak üzere &#8220;ulusal günleri ve kahramanları anma&#8221; gibi ulusal pratikler geliştirilmiş ve 80 darbesiyle mevzuatın da bu çerçevede oluşturulmasıyla paternalist politikalar günümüze kadar gelmiştir.</p>
<p><strong>Stadyumlar, şiirler, şovlar</strong></p>
<p>Paternalist politikaların yapılandırılması sürecinde hedeflenen &#8220;ideal Türk çocuğundan&#8221; beklenen nitelikler de kurgulanmıştır. Buna göre; fiziksel açıdan kuvvetli, moral açıdan terbiyeli ve zihinsel açıdan akıllı olmak ideal Türk çocuğunun olmazsa olmaz nitelikleri olarak tanımlanmıştır. Cumhuriyet döneminde Himaye-i Etfal  Cemiyeti tarafından çıkarılan &#8220;Gürbüz Türk Çocuğu Dergisi&#8221;nin 1926 &#8211; 1935 yılları arasındaki tüm sayılarının içerik analizi; cumhuriyetin kurucu ideologlarının çocuklarla ilgili hedefinin yalnızca biyolojik olarak sağlıklı olmalarını sağlamak değil, aynı zamanda cumhuriyeti politik açıdan da anlamlı kılacak ve hep bu politika için mücadele edecek vatandaş tipi yaratmak olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p>Bu hafta içinde bolca göreceğimiz; paternalist sistemin tek günlüğüne tersyüz edilerek üstün koltuklarını astları olan çocuklara bıraktığı uygulamalar; stadyumlardaki militarist, ırkçı şiirler ve tuhaf koreografilerdeki dans ve diğer bedensel şovlardan oluşan törenler;   burjuva düzen medyasında &#8220;ışıltılı başarılara imza atmış&#8221; çocukların vitrine çıkarıldığı programlar aslında cumhuriyet döneminin 23 Nisan&#8217;ın bayramlaştırılması ideolojisinin ilkel birer göstergeleri sadece.</p>
<p><strong>Bayramın kime ait olduğu belli<br />
</strong><br />
Bütün bu tarihsel süreçte, pek çok alanda olduğu gibi &#8220;çocuk politikaları&#8221; alanında da dönüşüm yaratma iddiasında olan AKP hükümeti, çocuklara yönelik paternalist politikaları muhafazakar değerlerle sürdürmektedir. Cumhuriyet dönemi paternalist politikaları ulusalcı, Kemalist değerler taşırken, özellikle son kesintili eğitim sistemi ile tamamen görünür olduğu biçimde günümüz çocuk politikası aynı paternalist anlayışı sürdürmekte ancak bu sefer &#8220;dindar nesil yetiştirme&#8221; hedefi doğrultusunda muhafazakar değerler benimsenmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, 23 Nisan bayramının çocuklara verilen değeri yansıttığı söylemi yok hükmündedir. Tam tersine 23 Nisan&#8217;ın çocuklar için bayramlaştırılması süreci, çocukların devletin resmi tezleri doğrultusunda yetiştirildiği politikanın somutlaşmış halidir. &#8220;Devletin gizli programının&#8221; uygulandığı eğitim sistemi, cumhuriyetin yılmaz bekçileri olduklarını temsilen saatlerce ayakta bekletilip, birbirlerinin bedenleri üstüne çıkarak açılan bayrakların, kuşların yuvalarına göz dikecek kadar zalimleşerek savaşılacak düşmanlık anlatılarının olduğu şiirlerin  yer aldığı militarist stadyum törenleri, bu bayramın kime ait olduğunu açık biçimde göstermektedir.</p>
<p>Bizler eğer çocukların kendi özgürlüklerini benimsiyor ve çocuk haklarının ancak özgür çocukluk içinde anlam bulacağına inanıyorsak, çocukların her türlü militarist ve muhafazakar değerlerden uzak olarak kendi çocukluklarını yaşamalarını istiyorsak, paternalist tahakkümün yıkıldığı, çocukların kimsenin ve hiçbir değerin esiri olmadan özgür biçimde çocukluklarını oluşturmalarını benimsiyorsak; bu ilkelerden oldukça uzak bir yerde duran 23 Nisan bayramlarını da bu nedenlerle kutlamamalıyız! (YY)</p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p>[1] Vikipedi Özgür Ansiklopedi http://tr.wikipedia.org/wiki/23_Nisan_Ulusal_Egemenlik_ve_Çocuk_Bayramı#TBMM.27nin_a.C3.A7.C4.B1lmas.C4.B1</p>
<p>2 Neil Postman (1995). Çocukluğun Yokoluşu, Ankara: İmge Kitabevi</p>
<p>3 Kemal İnal (1999). Paternalist Politikanın İdeal Türk Çocuğu, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 32(1).</p>
<p>4 Bob Franklin, (1993). Çocuk Hakları, İstanbul: Ayrıntı Yayınları</p>
<p>5 Kemal İnal (1999). Paternalist Politikanın İdeal Türk Çocuğu, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 32(1).</p>
<p>6 a.g.e.</p>
<p>7 a.g.e.</p>
<p>8 Alev Sınar Çılgın, (2004). &#8220;Genç Cumhuriyet&#8221;in Ütopyası: &#8220;Gürbüz Türk Çocuğu&#8221;, Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 5(1)</p>
<p>9 Ekin Özaksoy ve Sedat Yağcıoğlu, 2007, Başka Bir 19 Mayıs İstiyoruz, Birgün, http://www.birgun.net/forum_index.php?news_code=1179535135&#038;year=2007&#038;month=05&#038;day=19</p>
<p>10 Mine Tan, (1999). Çağlar Boyunca Çocukluk, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 22(1).</p>
<p>11 Arif Nihat Asya&#8217;nın Bayrak adlı şiiri ulusal bayramlarda en çok okunan şiirlerin başında gelmektedir. Bkz. http://www.antoloji.com/bayrak-6-siiri/</p>
<p><strong>Bianet</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/23/23-nisan-kimin-bayrami-ve-neden-kutlamamaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevag Şahin Balıkçı ve Kışla Cinayetleri Eylemi Basın Açıklaması</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/22/sevag-sahin-balikci-ve-kisla-cinayetleri-eylemi-basin-aciklamasi/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/22/sevag-sahin-balikci-ve-kisla-cinayetleri-eylemi-basin-aciklamasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 22:28:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=643</guid>
		<description><![CDATA[BASINA VE KAMUOYUNA Sevag Şahin Balıkçı’nın öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçti. Sevag Şahin Balıkçı’nın, Ermeni soykırımının 96. Yıldönümü 24 Nisan 2011’de, Batman’ın Kozluk ilçesinde beraber askerlik yaptığı Kıvanç Ağaoğlu’nun silahından çıkan kurşunla “kazara” öldürüldüğü söylendi. Suçunun ne olduğunu dahi bilmeyen basın emekçileri, öğrenciler, Kürt siyasetçiler, devrimciler ve akademisyenler; sırf düşündükleri, sorguladıkları ve eleştirdikleri için tutsak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BASINA VE KAMUOYUNA</strong></p>
<p>Sevag Şahin Balıkçı’nın öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçti.</p>
<p>Sevag Şahin Balıkçı’nın, Ermeni soykırımının 96. Yıldönümü 24 Nisan 2011’de, Batman’ın Kozluk ilçesinde beraber askerlik yaptığı Kıvanç Ağaoğlu’nun silahından çıkan kurşunla “kazara” öldürüldüğü söylendi. Suçunun ne olduğunu dahi bilmeyen basın emekçileri, öğrenciler, Kürt siyasetçiler, devrimciler ve akademisyenler; sırf düşündükleri, sorguladıkları ve eleştirdikleri için tutsak edilirken, Sevag Şahin Balıkçı alenen öldürüldü ve katili daha ilk duruşmada serbest bırakıldı. Cinayete tanık olanlar, katilin ailesi ve komutanlar tarafından yalan ifade vermeleri yönünde tehdit edildi. Komutanlar cinayet gününde iki farklı tutanak tutarak cinayeti örtbas etmeye çalıştı.</p>
<p>Biz bu oyunları Hrant Dink davasında da görmüştük. Ancak katillerin foyası ortaya çıktı. Tanıklardan Halil Ekşi ifadesini değiştirerek, Ağaoğlu’nun silahını dolduruşa alıp Sevag’a ateş ettiğini ve Ağaoğlu’nun akrabalarının kendisine Kıvanç lehine ifade vermesini söylediğini belirtti. Fakat katil ve zihniyeti hâlâ mahkûm edilmedi. 24 Nisan’a yaklaştığımız şu günlerde yine gördük ki 1915′te olduğu gibi bir Ermeni’yi öldürmek ülkede meşruluğunu hâlâ koruyor ve katiller cezalandırılmıyor, devlet yetkilileri meydanlarda faşizmi ve ırkçılığı tetikliyor.</p>
<p>Sadece 2012 yılında 23 kışla cinayeti işlendi. Bu cinayetler “şaka”, “intihar” gibi bahanelerle örtbas edilmeye çalışılıyor. Devletin bu kanlı ve kirli sisteminde yer almayı, onlardan emir almayı, ölmeyi ve öldürmeyi reddedenler, savaş karşıtları ve vicdani retçiler, uzun hapis cezalarıyla karşı karşıya bırakılıyor, tutuldukları disko denilen disiplin koğuşlarında, komutanların emirleriyle baskı ve işkence görüyorlar. Yalnızca bu değil, “herkes bebek doğar” demek bile suç sayılırken, halkı askerlikten soğutma iddiasıyla birçok kişi yalnızca düşüncelerinden dolayı suçlanıyor ve yargılanıyor.</p>
<p>T.C. Devleti, ordusuyla, polisiyle, kontrgerillasıyla, medyasıyla, Kürtleri, Ermenileri, Alevileri, “sakıncalı” Türkleri, erkek egemen sistemi reddeden kadınları, LGBT bireyleri, ders kitaplarındaki nefret ve düşmanlık dolu ifadeleri reddeden liselileri, kısacası kendine benzetemediklerini, söz konusu vatan olunca “teferruat” saydıklarını öldürüyor.</p>
<p>Sadece son 30 yıldır süren savaşta birçoğu çocuk olmak üzere binlerce kişi kışlalardan açılan ateş sonucu, havan mermisiyle, mayınlarla öldürüldü. Ama kışlanın içinde de gençlerimiz, kimi zaman intihar etti denilerek, kimi zaman eğitim zayiatı sayılarak öldürülüyor. Kışlalarda yalnızca insan değil insanlık da öldürülüyor.</p>
<p>Yaşamı savunan bizler, kışlanın dışında çocukların, kışlanın içinde gençlerin ölümüne neden olan hayatın her alanına nüfuz etmiş militarizm ile mücadele için herkesi duyarlı olmaya, somut bir adım olarak da kimseyi askere gitmemeye, kardeş kanı dökmemeye çağırıyoruz.</p>
<p>Nor Zartonk<br />
<strong>Öğrenci Muhalefeti</strong><br />
Barış için Vicdani Ret Platformu<br />
İstanbul LGBT<br />
Lambda İstanbul<br />
TÖP-G<br />
Sosyalist Umut</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/22/sevag-sahin-balikci-ve-kisla-cinayetleri-eylemi-basin-aciklamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekirdağ Cezaevi Önünde Temsili Ders</title>
		<link>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/15/tekirdag-cezaevi-onunde-temsili-ders/</link>
		<comments>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/15/tekirdag-cezaevi-onunde-temsili-ders/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Apr 2012 20:20:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogrencimuhalefeti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogrencimuhalefeti.org/?p=638</guid>
		<description><![CDATA[Öğretim görevlilerinin başlatmış olduğu “Öğrencime Dokunma” Kampanyası çerçevesinde, Türkiye&#8217;de yaklaşık 600 tutuklu lise ve üniversite öğrencisine dikkat çekmek için Tekirdağ F tipi Cezaevi önünde temsili ders eylemi Gerçekleştirildi. Ders Türkiye’de en fazla tutuklu öğrencinin bulunduğu Tekirdağ Cezaevi önünde gerçekleştirildi. Ders için cezaevinde görevli jandarmalar güvenlik tedbirleri aldılar ve dersin yapılacağı yeri demir bariyerlerle çevirdiler. Öğretim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/403394_415276668500689_300074170020940_1476883_999422952_n.jpg"><img src="http://www.ogrencimuhalefeti.org/wp-content/uploads/2012/04/403394_415276668500689_300074170020940_1476883_999422952_n.jpg" alt="" title="403394_415276668500689_300074170020940_1476883_999422952_n" width="720" height="537" class="alignnone size-full wp-image-639" /></a></p>
<p>Öğretim görevlilerinin başlatmış olduğu “Öğrencime Dokunma” Kampanyası çerçevesinde, Türkiye&#8217;de yaklaşık 600 tutuklu lise ve üniversite öğrencisine dikkat çekmek için Tekirdağ F tipi Cezaevi önünde temsili ders eylemi Gerçekleştirildi.</p>
<p>Ders Türkiye’de en fazla tutuklu öğrencinin bulunduğu Tekirdağ Cezaevi önünde gerçekleştirildi. Ders için cezaevinde görevli jandarmalar güvenlik tedbirleri aldılar ve dersin yapılacağı yeri demir bariyerlerle çevirdiler. </p>
<p>Öğretim görevlileri tutuklu öğrencilerle görüşmek için Tekirdağ’daki nöbetçi savcı ile görüşmek istediler. Ancak savcı akademisyenlerin görüşme talebini reddetti ve tutuklu öğrencilerle görüşülmesine izin vermedi. </p>
<p>Dersten önce Mersin Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Bediz Yılmaz bir açılış konuşması yaptı ve Tekirdağ Cezaevi’ndeki tutuklu öğrencilerin adlarının bulunduğu bir liste ile yoklama aldı. </p>
<p>Sandalyelerle ve beyaz tahtayla cezaevi önüne sınıf kuruldu. Jandarmalar “Öğrencime Dokunma” pankartının demir bariyerlere asılmasına da izin vermedi. Bunun üzerine pankart ders boyunca öğretim görevlilerince tutuldu.<br />
<span id="more-638"></span><br />
<strong>Ders: suyun Metalaştırılması!</strong></p>
<p>İlk dersi veren Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Beyza Üstün “Buraya tutuklu bulunan öğrencilerimiz için geldik. Onların yeri burası değil, sınıfları” diyerek söz başladı. </p>
<p>Beyza Üstün şöyle devam etti “Peki sadece öğrencileri ve muhalifleri mi tutukluyorlar. Hayır! Yaşamın kendisini de tutukluyorlar!” dedi. </p>
<p>Üstün konuşmasına Suyun ticarileştirilmesi ve hidroelektrik santrallerle (HES) devam etti. “Şirketler suyu 49 yıllığına tutsak etmiş durumda. Karadeniz&#8217;de ve Uludağ&#8217;da tüm dereler tutsak. Bütün yasalara, koruma kurulu kararlarına rağmen dereleri 49 yıllığına tutukladılar. Peki, nereye kapattılar? Kanallara<br />
Su kanallara aktarılınca yer altında ve yer üstünde suyun değdiği tüm m canlılar, sudan mahrum edildi. Anadolu halkı buna karşı ayağı kalktı. Ama buna karşı çıkamayanlar da var; kuşlar, ağaçlar, bitkiler, yer altı canlıları… Bu kanallardaki suyu kim kullanacak. Parasını veren diğer şirketler. Parası olmayanlar asla suya ulaşamayacak.&#8221;</p>
<p>Suyun bu metalaşması sürecinde 300 işçi yaşamını yitirdiğini belirten Üstün, iş cinayetlerinin basına yansımadığını da belirti. </p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç Dr. Ali Saysel ise, 21. yüzyılı ekolojik kriz yüzyılı olarak değerlendirdi. Bu ekolojik krizin ise örgütlü sosyalist mücadele ile aşılabileceğinin altını çizdi. </p>
<p>Tekirdağ Eğitim-Sen üyesi bir grup da eylemi desteğe geldi. Grup adına Eğitim-Sen üyesi Aytekin Çelebi de bir konuşma yaptı. </p>
<p><strong>Öğrencilere kartpostal&#8230;</strong></p>
<p>Derin ardından Tekirdağ Cezaevinde bulunan tutuklu öğrencilere kartpostal yazıldı. </p>
<p>Temsili derse akademisyenler Gülşah Kurt, Zeynep Kıvılcım, Esra Atuk, Seçil Doğuç, Başak Demir, Bediz Yılmaz, Mehmet Karlı, Zeynep Savaşçın, Selin Pelek, de katıldı.</p>
<p>Cezaevi önü derslerinin ilki Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi tarafından 3 Mart Cumartesi günü Bakırköy Cezaevi önünde yapılmıştı. Dersleri Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nükhet Sirman ve İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ayten Alkan vermişti.</p>
<p><strong>Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogrencimuhalefeti.org/2012/04/15/tekirdag-cezaevi-onunde-temsili-ders/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

