Öğrenci Muhalefeti

Üniversiteye Genel Bakışımız:

Gelinen gün itibariyle dünyanın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal konjonktüre kabaca bakıldığında, neoliberal politikalar çerçevesinde küreselleşmenin etkilerinin hızla arttığı ve sermaye dolaşımının günden güne görülmemiş bir şekilde hızlandığı görülmektedir. Bu bağlamda sistem, coğrafyanın ve hayatımızın en ücra köşelerine kadar işlemekte, kendini dayatmakta ve yeniden var etmektedir. İşte bu noktada üniversitelerin analizi yapılırken dünya ve ülkedeki genel ekonomik, siyasal durum göz önünde bulundurulmalı ve tahliller buna göre yapılmalıdır.

Üniversiteler tarihsel kuruluş amacında da, günümüze bakıldığında da egemen sınıflar yararına sistemin yeniden üretiminin sağlandığı en kuvvetli araçlardan biridir. Bu açıdan bakıldığında doğaldır ki aynı zamanda sistemin dayatmalarına ve saldırısına da en açık olan kurumların başında gelir. Hiçbir zaman üniversitelerin değişimi ve gelişimi toplum yararına olmamış, tam tersine egemen sınıfların yararına olmuştur. Bunu çok açık şekilde bugünün pratiklerinden de görebilir ve analiz edebiliriz.

Bugün bize okullarımızda dayatılan üniversite-sanayi işbirliği, bize daha iyi bir gelecek sunacağı vaat edilen kariyer günleri-kariyer hırsı, getirilen akademik kriterler,bologna sürecinin üniversitelerimizdeki etkisi,değiştirilen müfredatlar ve bunun yanında aslında alakasız gibi görünse de temelde birebir sistemle alakalı olan üniversitede geliştirilen -hatta dayatılan da denebilir- popüler kültür neye hizmet etmektedir?

Aslında ilk bakışta gayet masumane görünen ve bugün üniversite öğrencileri olarak hepimizin birebir içinde bulunduğumuz yapı, sistemin-düzenin çarpıklığının hayatımıza yansımasıdır. Bizlere sanayi işbirliği, daha iyi bir kariyer ve yaşam vaatleriyle dayatılanlar aslında sermayenin üniversitelere ve üniversite öğrencilerinin hayatına saldırısından başka bir şey değildir. Bu noktada öğrencilere amansız rekabet, para ve kariyer hırsı dayatılmaktadır. Burada amaçlanansa kendinden başkasını düşünmeyen, sisteme tamamen adapte olmuş, politik tavrını bütün algılarıyla sistemin istediği yönde belirleyen bireyler yaratmaktır. İşte tam da bu noktada bahsedilen popüler kültür ve yapılan kariyer günleri devreye girmektedir. Yapılan kariyer günleri vasıtasıyla üniversite öğrencileri kendilerini, adeta alınıp satılabilen bir meta gibi pazarlamaya mahkûm edilmekte, bu da onlara bir kariyerin yoksa hiçsin denilerek aşılanmaktadır. İkinci olarak üniversitelerde artarak devam eden cinsiyet ayrımcılığı ve öğrencileri apolitize etmeye yarayan her türlü unsur bugününiversitelerimizde sistem lehine üretilen araçlardır.

12 Eylül ve onun postallarından bir tanesi olan YÖK’le birlikte üniversitelerdeki birçok aydın, demokrat öğretim görevlisi görevden uzaklaştırılmış; üniversiteler, hayatın diğer bütün alanları gibi, Türk-İslam sentezci kadrolaşmaya sunulmuştur. Türkiye’nin birçok yerinde lise düzeyinde eğitim veren üniversiteler açılmış, üniversiteler bilim yapılan yerler olmaktan çıkıp “iş ve işçi bulma kurumu” gibi çalışmaya başlamıştır. Kemikleşen bir kadrolaşma oluşumuyla üniversitelere sermayeye hizmet eden kurumlar haline dönüştürülmüştür.B Tipi üniversitelerde öğrenciler, daha öğrenciyken, iş bulabilmenin derdine düşmektedir. Bu durum, bu olanakların daha geniş olduğu A tipi (Boğaziçi, İTÜ, ODTÜ…vb )üniversitelerde “daha iyi” bir iş bulabilme hırsı olarak ortaya çıkmaktadır. Tam da bu nedenlerden dolayı öğrenciler toplumsal sorunlara duyarsız hale geldikleri gibi kendi sorunlarına da duyarsız hale gelmişlerdir. (Yurt bulamayıp açıkta kalmasına, emlakçı-ev sahibi ikileminde soyulmasına, öğrenci belgesi için bile kendisinden “haraç” alınmasına… sessiz kalmaktadır.)

Üniversiteler sermayenin arka bahçesi olmaktan çıkıp, kendi bahçesi haline gelmiştir. Bu durum üniversitelerde piyasa koşullarının hüküm sürmesi halinde kendini göstermektedir. Üniversiteliler birer yarış atı gibi birbirleriyle yarıştırılmaktadır. Üniversitelerde dayanışma, paylaşım kültürü yokedilmiştir. (Çan eğrisi sisteminin uygulandığı üniversitelerde birçok öğrenci ortalamanın yükselmemesi için birbirine ders notu vermemektedir.). Aynı durumu dershanelerde lise öğrencilerinin içinde bulunduğu rekabet durumu içinde söyleyebiliriz.

Tüm bunların yanında sistem üniversitelerde kendini üretmeye yalnızca bireyler bazında değil, doğrudan yapıyı değiştirerek de devam etmektedir. Bunun somut örnekleri müfredatta yapılan değişikliklerle, uygulamaya konulan yeni program ve kriterlerle görülmektedir. Dünya ve ülkedeki gelişmelere paralel olarak üniversiteler de değişmektedir. Her geçen gün müfredatta değişiklikler yapılmakta, yeni program ve yasalar yürürlüğe konulmaktadır. Yapılan bu değişiklikler mutlaka bir gereksinimin ürünüdür. Tüm bunlar sermayenin üniversiteye müdahalesi sonucu olan ve kendi lehine kullandığı araçlardır. Örneğin eskiden iki yüz kredi olan bir lisans programı getirilen kriterlerle yüz elli kredi civarına kadar düşmektedir. Bunun müfredattan çıkarılan derslerin gereksiz oluşuyla herhangi bir alakası yoktur. Bu uygulamanın amacı sermayenin kendi işine yarayacak, belli bir eğitimi almış insanın en kısa sürede yetiştirilmesidir. Aynı zamanda yapılan değişikliklerle eğitimin kalitesi giderek kötüleştirilmekte, öğrencinin yaratıcılığı ve kendine güveni güdükleştirilmektedir. Bu sayede insanlar kendilerini daha iyi ‘pazarlayabilmek’ için çeşitli çabalara sokulmakta, mezun olduklarında da önlerine getirilen sürekli kendini kanıtlayabilmetelaşına kapılmaktadırlar. Böylece sermaye sadece kendi güdümünde olan istediği ‘uysal’ bireyi yaratmış ve onu dilediği gibi sömürme imkânını bulmuş olmaktadır.

Yukarıda kısaca bahsetmeye çalıştığımız sermaye müdahalesi ABET, Yetkin Mühendislik Yasası v.b. uygulamalar incelendiğinde açıklıkla görülebilmektedir.Bir başka örnekte de sermayenin üniversitelere ve eğitime müdahalesi çok açık şekilde görülmektedir. Boğaziçi Üniversitesi mühendislik fakültesinde yeni yapılan bir anlaşmayla bundan sonra yüksek lisans ve doktora programlarının bir sermaye grubu olan Eczacıbaşı tarafından belirlenmesine ve yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin bu eğitimleri sırasında Eczacıbaşı’nda çalıştırılmalarına karar verildi. Görüldüğü gibi saldırı o derece yoğun ki artık ne olacağımıza, ne yapacağımıza da bizzat şirketler, sermaye grupları karar vermektedir.

Peki, Öğrenci Muhalefeti bu saldırı karşısında nasıl bir tutum sergiler?

Öğrenci Muhalefeti bağımsız gençlik örgütü yani gençliğin özörgütüdür. Bu noktada üniversitede yapacağı bağımsız alan çalışmalarıyla bir hareket örgütlemeyi ve yaratacağı bu hareket sayesinde sistemin gerçek yüzünü insanlara teşhir etmeyi, bunun yanında da gençliğin kendini ilgilendiren tartışmalara aktif olarak katılacakları mekanizmaları oluşturmayı amaçlamaktadır. Alan çalışmasının bağımsız niteliği Öğrenci Muhalefeti için bir gerekliliktir, çünkü sistemin teşhirinin ancak kişinin bulunduğu alandaki çelişkiler gösterilerek en sağlıklı şekilde yapılabileceğine inanmaktadır. Yani her insan kendi bulunduğu pratik ve hareketlilik içinde çelişkilerin farkına varabilir. Tabi burada dikkat edilmesi gereken husus Öğrenci Muhalefeti’nin bu hareketi soyut ve yalıtılmış olarak algılamadığıdır. Öğrenci Muhalefeti, yaratacağı hareketin, toplumsal muhalefet hareketinden bağımsız değil, hepsinin birbirini tamamlar nitelikte olduğunu düşünmektedir. Yalnızca yaratılacak hareketliliğin ve eylemlerin bağımsız bir nitelikte olmasını savunmaktadır.

Öğrenci Muhalefeti demokratik merkeziyetçi bir yapıya sahiptir. Yerel düzeydeki politikaların merkezi politikayla birleştirilmesine yani merkezi hedeflerine katkı sağlayacak şekilde kurgulanmasını gözetir. Her yerelin öznelliğinin ve yapısının, dolayısıyla burada oluşturulacak hareketin de farklı olabileceğinin bilincinde olarak genel geçer sorunları merkezileştirmeyi ve bütün yerellerinde ortak kampanyalar, eylemlilikler yapmayı savunur. Tabi gelişen olaylara ve durumlara bakarak her yerelin kendi alanında yapabileceği farklı eylemler, hareketler de Öğrenci Muhalefeti yapısı gereği doğal, hatta aynı şekilde bir zorunluluktur.

Öğrenci Muhalefeti demokratik merkeziyetçi bir yapıya sahiptir. Yerel düzeydeki politikaların merkezi politikayla birleştirilmesine yani merkezi hedeflerine katkı sağlayacak şekilde kurgulanmasını gözetir. Her yerelin öznelliğinin ve yapısının, dolayısıyla burada oluşturulacak hareketin de farklı olabileceğinin bilincinde olarak genel geçer sorunları merkezileştirmeyi ve bütün yerellerinde ortak kampanyalar, eylemlilikler yapmayı savunur. Tabi gelişen olaylara ve durumlara bakarak her yerelin kendi alanında yapabileceği farklı eylemler, hareketler de Öğrenci Muhalefeti yapısı gereği doğal, hatta aynı şekilde bir zorunluluktur.

Öğrenci Muhalefeti’nin alanı üniversitelerdir ve üniversitelerdeki bütün alanları dönüştürme hedefi gütmektedir. Derslikleri, kantinleri, üniversite bahçelerini, koridorları; öğrencilerin kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri, tektipleştirici değil özgürleştirici alanlar haline getirmek ister.

Öğrenci Muhalefeti, öğretim elemanları ile öğrenciler arasındaki yabancılaşmış tahakküm ilişkisine karşı çıkar. Akademiyi daha çok bilenin anlattığı, öğrencilerin ezberlediği yerler olmaktan çıkarmak; kocaman kitaplar okuyarak sınava girilen yerler değil, karşılıklı öğrenim ile, proje ve ödevler üzerinden işleyen, kolektif üretimin yapıldığı yerler olarak örgütlemek ister.

Öğrenci Muhalefeti, meşruluk zemininde hareket eder. Meşruluk, yasaların sınırlayamayacağı, eylemini; tarihi, politik bakış açısıyla özgürlükten, eşitlikten ve insanca yaşama idealinden kurmaktır. Öğrenci Muhalefeti meşruiyetini hiçbir çıkar gözetmeksizin; bilimin, bilginin halkın yararına kullanılmasını istemekten, küresel ya da yerel her türlü sömürüye ve tahakküm ilişkisine karşı çıkmaktan alır.

Öğrenci Muhalefeti bir üniversite hareketidir fakat bu hareketi toplumsal olaylardan ayrı düşünmez, kendini ülkede gelişen olaylardan yalıtmaz ve gerektiğinde bunlara karşı da kendi sözünü söyler (Örnek olarak Hrant Dink Cinayeti, Çevre ve NATO Eylemlilikleri). Çünkü üniversiteler de toplumsal alanın bir parçasıdır ve değişimi ve gelişimi ayrı düşünülemez

Öğrenci Muhalefeti hangi kurumlarla, nasıl örgütlenir ve hareket eder?

Öğrenci Muhalefeti bağımsızdır ve harekette bağımsızlığı savunur. Kendini öğrenci gençliğin özörgütü olarak tanımlar ve kendisinin alanın bir öznesi olduğunun bilincinde olarak üniversitedeki politik hareketliliğin merkezine oturtur. Bunu yaparken de yerellerinin değişen niteliklerine göre çeşitli araçlar kullanabilir. Bu araçlar çeşitli etkinlikler (panel, film gösterimi, söyleşi, kantin-koridor sohbetleri, şenlikler v.b.), eylemler, kampanyalar, kulüp faaliyetleri olabilir. Yapılacak bu değişik faaliyetlerle, esas olarak üniversitenin, sistemi deşifre eden çarpık yapısına hem de ülkenin gündemine dair söz söylemek, bunu kendi alanında en iyi şekilde örgütleyerek bir hareket yaratmak ve bütün üniversitedeki öğrencileri bu harekete örgütlemek Öğrenci Muhalefeti’nin başlıca hedefi ve hareket tarzıdır.

Öğrenci Muhalefeti bir en geniş cephe örgütlenmesidir. Asgari müşterekler altında (emperyalizme, kapitalizme, faşizme, cinsiyetçiliğe, ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa karşı olma…vb) öğrenci gençliğinin eylem birliğini sağlama hedefi gütmektedir. Bu amaçla, öğrencilerin gündelik problemlerinden (barınma sorunu, okullardaki kolluk kuvvetleri baskısı vb.) hareket ederek sistemi teşhir etmekte ve düşlediği üniversite modelini insanlara sunmaktadır.

Öğrenci Muhalefetinin Üniversiteye Dair Somut Talepleri

-Üniversiteler, özgür ve demokratik bir işleyişe sahip olmalıdır.

-Üniversitenin yapısında, yönetiminde, işleyişinde yapılacak değişikliklerde kısacası üniversiteyle alakalı her türlü kararda, üniversitenin bileşenleri (öğrencisi, öğretim üyesi, çalışanı) söz sahibi ve belirleyici olmalıdır.

-Üniversitelerdeki kimlik kontrolü, üst arama, turnike geçişleri gibi uygulamalara son verilmeli; üniversiteler, halktan koparılmamalıdır.

-Üniversitelerdeki kılık kıyafetle ilgili her türlü baskı ortadan kaldırılmalıdır.

-Üniversitenin etrafındaki duvarlar, teller derhal kaldırılmalı, üniversiteler toplumdan yalıtılmış yerler olmaktan çıkarılmalıdır.

-Üniversite kütüphaneleri, halkın kullanımına olanak sağlayacak şekilde açılmalıdır.

-YÖK(ve ya iktidarın önereceği her türlü baskı unsuru) kaldırılmalı, polis okuldan derhal çıkarılmalıdır. Üniversitelerdeki her türlü baskı aygıtı, organı ve kurumu fesih edilmelidir.

-Demokratik üniversite ve demokratik Türkiye talebini üniversitesinde dile getirdiği için her türlü ceza ve yaptırıma uğrayan öğrencilerin cezaları derhal geri çekilmeli, bu yüzden okulla ilişkisi kesilen öğrencilerin tekrar okullarına dönmeleri sağlanmalıdır. Bu baskı uygulamalarına olanak sağlayan yönetmelikler yürürlükten kaldırılmalıdır.

-Herkese, istediği takdirde, kendi anadilinde eğitim görme fırsatı sağlanmalıdır.

-Üniversitelerde, öğrencilerden her dönemde alınan harç parası ve kayıt zamanında alınan kayıt paraları kaldırılmalı, eğitim tamamen parasız hale getirilmelidir.

-Üniversite öğrencilerinin, ailelerinin sosyal durumu ne olursa olsun sağlık güvencesi sağlanmalıdır.

-Üniversitedeki eğitim sermaye güdümünden çıkarılmalı ve üniversiteler toplum yararına bilim ve sanat üreten kurumlar haline getirilmelidir.

-Eğitim politikaları sermayenin kurumlarıyla değil emek örgütleri ve demokratik kurumlarla görüş alışverişi içinde belirlenmeli.

-Üniversite öğrencisinin her türlü barınma ve ulaşım hakkı ücretsiz hale getirilmelidir.

-Üniversite bünyesinde düzenlenen her türlü sosyal etkinlik üniversite bileşenlerine ücretsiz hale getirilmelidir.

-İhtiyacı olan bütün öğrencilere burs verilmeli, öğrenciler hem okuyup hem de çalışmak zorunda bırakılmamalıdır.

“Başka Bir Üniversite, Başka Bir Dünya Mümkün” diyenlere…

Öğrenci Muhalefeti bugün bütün azmi, motivasyonu ve kararlılığıyla kendi alanını dönüştürmeye, demokratikleştirmeye dair faaliyetler örmekte, kendi özneleriyle yarattığı ve tarihe nesnel bir açıdan bakarak beslediği bilinciyle faşizme, emperyalizme ve kapitalist düzenin saldırılarına karşı en ön saflarda mücadele etmeye devam etmektedir. Bu noktada Öğrenci Muhalefeti’nin genel olarak yaşama, alana ve harekete dair değişmez doğruları, dogmaları yoktur. Öğrenci Muhalefeti harekete kattığı her yeni bireyle, belli ilkelerinden (antifaşizm, antiemperyalizm, antikapitalizm, antiseksizm, her türlü ayrımcılığa karşı olma gibi) taviz vermeden, değişip dönüşebilir ve kendini yenileyebilir.

Tüm bu anlattıklarımız çerçevesinde Öğrenci Muhalefeti,

“Başka Bir Üniversite, Başka Bir Dünya Mümkün” diyen herkese birlikte hareket etme, bulunduğumuz her alanı hep beraber paylaşarak, üreterek yeniden yaratma ve dönüştürme çağrısını yapmaktadır.